Kitabı elinize aldığınızda kapakta resmedilen sokağa dalıp kayboluyorsunuz bir müddet. Sonra iki satır halinde yazılmış kitabın ismini ‘Sokakbaşı’nı okuyorsunuz. Çocukluğunuzun geçtiği sokakları, sevdiklerinizi veya bir dostunuzu son kez gördüğünüz, ayrılıkların yaşandığı o sokak başlarını hatırlıyorsunuz. Alt köşeye koyulan yayın evinin ismini ‘Eşik’i okuyunca ise yine o sokaklarda, evlerin dış kapılarının eşiğinde arkadaşlarınızla beştaş oynadığınızı, çocukça sohbetler ettiğinizi hatırlıyorsunuz. Hâsılı, merkezinde her daim insan olan, acıların, hüzünlerin, sevinçlerin hep birlikte yaşandığı o sokaklara gidiyorsunuz. Semerkand Yayın Grubunun Eşik Yayınlarından, yani Semerkand Kapısının Eşiğinden çıkan bu kitap, ilk olarak bu çağrışımlara sebep oluyor. Okumaya başladığınızda aynı şekilde Anadolu insanının temiz yürekliliğini, saf duygularını, hesapsız sevgisini, arı duru aşkını, merhametinin yüceliğini, kuvvetli ve bir o kadar da ihlaslı imanını adeta soluyarak yüreğinizde hissediyo...