Çırpınıp içinde döndüğüm deniz Dalgalanır coşar ürüzgarından Mevce gelip cuş eyleyen aşkımız Ah çektikçe kaynar gelir derinden Veysel böyle figan ediyordu uçsuz bucaksız bozkırın sapsarı ekin tarlalarından. Irgat soğuğu yüreğiyle gâh masmavi bir gökyüzüne, gâh bir çiğdem çiçeğine götürüyor bizi. Sivas’ın kaderine belli ki efsunlu bir türkü çalınmış ve asırlardır ocaklarından türkü dumanı tütüyor. Elimdeki kitap da Veysel’in türkülerinde olduğu gibi Sivas ellerinden tüm bozkırdaki yoksulluk, gurbet, ayrılık diyarlarına götürüyor bizi. Çocukluğumuza, gençliğimize, eve ekmek getiren babalara, elleri nasırlı ninelere, hâsılı Anadolumuzun derde gark olmuş topraklarına götürüyor bizi. Kitabına Veysel’in türküsünün adını veren yazar Hüseyin Kaya, farklı zamanlarda yazdığı denemelerini bu kitapta topladı. Aynı zamanda şair de olan Hüseyin Kaya, “bizim hikâyemizi“ yazmış. Derya coşar inci saçar kenara Aşk ehli dayanır ateşe kora Bülbüller gül için gelmişler kara Seherler u...