Ana içeriğe atla

Kayıtlar

KANDİL KİTAPLAR etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

950 YIL SONRA KUTADGU BİLİG BİZE NE SÖYLER / Enver ÇAPAR

Türk denince akla ahlâk ve adalet gelir. Türkler bu iki vasfı sayesinde yücelmişler ve ayakta kalabilmişlerdir. Tarihe baktığımızda şunu görürüz: Erdemini muhafaza edemeyen ve töresini, dinini yaşayamayanlar Türk olarak varlıklarını sürdürememişlerdir. Zaman geçse de şartlar değişse de insan değişmiyor. İnsanı insan yapan değerler de değişmiyor. Kısaca ahlâk olarak tanımladığımız bu değerler olmadığı zaman insanlar insan dışı bir varlığa dönüşüyor ve felaketler art arda geliyor. Asırlar önce yazılmış olan Kutadgu Bilig, dün de bugün de ihtiyacımız olan şeyin sade ve iyi insan olabilmek olduğunu söylüyor. Hem kolay hem zor; insanlık tarihi kadar eski bir mevzu. Yazılışının 950. yılı olması münasebetiyle 2019 yılı UNESCO tarafından “Kutadgu Bilig Yılı” ilan edildi. Böyle değerlerimizin kıymetini bilmemiz için UNESCO’nun yıl ilan etmesini beklemek gerekmiyor elbette ama bu vesileyle de olsa ülkemizde bu esere dair birçok program tertip edilmesi ve çeşitli faaliyetler yapılması güzel...

“NASİHATNAME I: FESUPHANALLAH” - HASAN CAN ERDEM

Kendisine ilk kez, internette dolaştığım bir sırada denk gelmiştim. “Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri” programında bir konuşma yapıyordu ve salondaki bürokratları edepsizlik yapmaksızın yerden yere vuruyordu adeta. Hatta bu işi öylesine büyük bir uzmanlıkla yapıyordu ki salondakiler dahi kendilerine saydırıldığının farkında değillerdi. Aklım şaşmış ve kendisini araştırmaya koyulmuştum. Meğerse bu hanımefendi Alev Alatlı imiş. Kimi dostlara, büyüklere danıştıkça, araştırdıkça gördüm ki kendisi sayılı dürüst ve dobra aydınlarımızdanmış. Yaz tatilinin vermiş olduğu rehavet halinden de kaynaklı olarak hiç değilse vaktimiz boşa ölmesin diyerek Alatlı Hoca’nın katılmış olduğu programları takip ediyordum. TRT 2’de yayınlanıp düzenli olarak Youtube’a da yüklenen bir programı vardı. Programın adı “İhmal Edilebilir Nasihatler” ve bugün itibariyle 44. Bölümü yayınlanmakta. O programın bölümlerinden bir tanesinde yapılmıştı “Nasihatname” serisinin tanıtımı da. Serinin 11 kita...

"SORULARIN PEŞİNDE" - A. ENBİYA UZDİL

Bir dost ile bir yıldan fazla zamanı geride bıraktığımız kitap okuma programında bu ay yeni bir kitaba başladık. Bu kitap, İhsan Fazlıoğlu hocanın 2015 yılının kasım ayında ilk baskısını yapmış olan Soruların Peşinde kitabı... Felsefe-bilim tarihi, matematik tarihi ve felsefesi üzerine çalışmalar yürüten, aynı zamanda Türk tarihi içerisindeki gelişmeleri yazma eser kaynaklarına dayanarak inceleyen İhsan Fazlıoğlu hoca soru cevap usulüyle kaleme alınmış olan bu kitabında Selçuklu - Osmanlı - İslam tarihindeki meseleleri nazari planda ele almış. Kitabında, "Eşyanın, hayvanın bir geçmişi vardır ama tarihi yoktur. Geçmiş ancak ondan ibret alındığı vakit tarih haline gelir." diyerek bu alandaki çalışmalarından maksadını ifade ettiği gibi, ibret almaktan maksadının ise idrak etmek olduğunu söylemektedir. İhsan Fazlıoğlu'na göre, tarihten ibret almamız, tarihi idrak edebilmemiz için geleceğe ilişkin bir projemizin olması gerekir, aksi halde yapılan okuma ve incelemelerin n...

MODERN TÜRK MÜNEVVERİ İHSAN FAZLIOĞLU’NUN ESERLERİNE DAİR BİR KAÇ SÖZ(4) VE SON SÖZ - fazlı bayram

8-Sözün Eşiğinde (Kasım 2015) Eşik, bir şeyin arkaya, bir şeyin öne alındığı yer. Geride kalmış, geçilmiş, idrak ederek ya da ifsâd ederek. Şuurunda ve fevkinde olarak ya da bilmeden. Her ne olursa bir şeyin başlangıcına gelmek; açılmasını beklemek kapının. Sözün eşiği neresi? Söz nedir? “ İslam medeniyetinin bir dil medeniyeti olduğu sıkça söylenir. Doğrudur. Ki Kur’an-ı Kerîm’den dolayı dili, hayatın anlamını temellendirmek için hermeneutik(yorum bilgisi) referans noktası hâline getiren İslâm’dır.”   “Ateist bugünkü anlamıyla, her zaman Tanrı-tanımaz demek değil. Kilise kavramı etrafında, Avrupa tarihi ile alakalı olarak elbette, Evren’i, doğayı açıklarken, Evren ile doğanın bilgisini elde ederken, Tanrıya yer vermemektir. Başka bir deyişle, tanrıya ve tanrısal olana beşerî bilgi içinde yer vermemek. Bizim kültürümüzde de bazı kelamcıların tavrı buna benzer.”   “Ahlak sözcüğünün bir makûl olarak üretildiği kadîm gerçeklik küresi artık mevcut değil; ancak ...

"SOKAKTA" - M. ENSAR ÖZDEMİR

Ankara'daki bir vakıf yurdunda uzayıp giden kışa karşı dostlarımız bizi yalnız bırakmıyor bir elimizde çay bir elimizde kitapla hiç gelmeyecek gibi görünen baharı bekliyorduk. Okuyacağımız kitapları gazete okur gibi bir çırpıda okuyup kenara atmamak, üzerine konuşup tartışmak gayesiyle az sayıda öğrencinin oluşturduğu bir grupla her hafta okuyacağımız kitapları belirleyip okuyup ardından tahlilini yapıyorduk. Bir gün ortaya atılan Bahaeddin Özkişi ismi mukabilinde, önce "Köse Kadı" adlı romanı ardından 1975 yılında yayımladığı ve aynı yıl Peyami Safa Roman Yarışması’nda başarı ödülü alan "Sokakta" adlı romanını okumuştuk. İstanbul'daki dostum Enbiya'nın sahaflar çarşısından alıp Cihan'a ve bana armağan ettiği baskısı elime geçince tekrar okuma fırsatı bulmuştum. Okumaya başladığımda ise sanki ilk defa okuyormuşçasına kitabın sonunu merak ediyor sayfalar akıp gittikçe hikâyenin içinde kaybolup kâh komiser kâh arkadaşı oluyordum. Hikâye DEĞİŞİM...

MODERN TÜRK MÜNEVVERİ İHSAN FAZLIOĞLU’NUN ESERLERİNE DAİR BİR KAÇ SÖZ(3) - fazlı bayram

5-Kendini Bulmak (Şubat 2015)   İlim ilim bilmektir İlim kendin bilmektir Sen kendin bilmez isen Bu nice okumaktır (olmaktır) Ehl-i ilm bu sözü iyi bilir. Okumak (olmak) insanın en büyük mükellefiyeti. Eşyayı, tabiatı, manayı, fikri, hakikati ve tabi kendini. Bütün mevcudatı ve mevcudatta kendini okumak. Kendi olmak. Kendini olmak. Kendini bulmak ise bir nihayet değil yeni bir başlangıç. Başka bir yönüyle kendine varış yeni bir başlangıçta kendine başlayış. Bilerek ya da bilmeyerek bir kendine varış yolculuğu aslında maceranın tümü. “İman, kendilik-bilincini, ferdiyetini kazanmış kişinin bir tercihi, alâmet-i fârikası ise o zaman kişi olmak ne demektir? İrfânî teşbihte kavs-ı hayat, nüzûl ve urûc (suûd) yaylarından oluşur. İniş yayı bizi beşer kılar; beşer, kendilik bilincini, ferdiyetini kazanarak insanlaşmaya başlar. Ve çıkış/yükseliş yayına girer; çıkış yayında seyr ise kemâl mertebelerine göre, insan-ı kâmil oluncaya değin devam eder.” “Âmen-tu, ferdiyet...

MODERN TÜRK MÜNEVVERİ İHSAN FAZLIOĞLU’NUN ESERLERİNE DAİR BİR KAÇ SÖZ(2) - fazlı bayram

3- Akıllı Türk Makul Tarih (Kasım 2014) Eserde birbirinden değerli yazılar kaleme alınmış ve okurların istifadesine özenle sunulmuştur. Benim nazarımda en önemli yazılardan birisi “Türklerin Manevi ve Fikri Soykırımı” adlı yazıdır. Özenle okunup, irdelenip, idrak edilip, bu yazının icabı üzere harekete geçilmelidir. Her Türk Gencinin defâatle okuması gereken eserin çantalarda taşınmasını, bir bardak çay bir dal tütün içilebilecek her yerde her fırsatta çıkarılıp bir bölüm de olsa okunmasını, birlikte okunup mütalaa edilmesini şiddetle tavsiye ediyorum. Arka kapak yazısını olduğu gibi nakletmem umarım kolaycılık olmaz. “İnsan tabiata doğar, hayatı ise kurar. Hayat hafızayla, geçmişle, tarihle hayat bulur. Tarihi bilmeyen insan, geçmişi bilmeyen insan demek değildir; geleceği bilmeyen, hayatı ön-göremeyen insan demektir. 1000 yıldır bu topraklarda tarih yazmış Türkler, ancak tarihi tecrübelerine mensubiyet; inşa ettikleri medeniyete aidiyet duymakla dik durabildiler. İşte bu den...

MODERN TÜRK MÜNEVVERİ İHSAN FAZLIOĞLU’NUN ESERLERİNE DAİR BİRKAÇ SÖZ (1) - fazlı bayram

Bazı ilim adamlarının, siyasetin kuklası olduğu, bazılarının üç beş kopyala yapıştır ya da Batı’dan çevir yuttur kolaycılığını aydın olmak zannettiği, bazılarının da “Görüyor musunuz ey cahil millet ben ne çok şey biliyorum, bakın ne kadar çok kitap yazdım…” şişinmeciliği ile ilime ve bilime gölge düşürme denîliğini rütbe saydığı bir ülkede; yaptığı çalışmalarla Türk’ün felsefe ve bilim tarihini hakkıyla mercek altına alan İhsan FAZLIOĞLU, kaleme aldığı eserlerle milli ve yerli şuuru uyandıran, aslı hû nesli hû bir ilim adamı, bir mütefekkir, bir münevver.    İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde öğretim üyesi olan Fazlıoğlu, Ürdün Üniversitesi (Amman), Arap Bilim Tarihi Enstitüsü (Halep), Oklahoma Üniversitesi (ABD) ve McGill Üniversitesi’nde önemli çalışmalar yapmıştır. Felsefe, bilim ve matematik tarihi üzerine çalışan Fazlıoğlu, vücuda getirdiği eserlerle Türk Kültür ve Medeniyetinin yeteri kadar aydınlatılmamış bazı alanlarını irde...

BATI TEFEKKÜRÜ VE İSLAM TASAVVUFU KİTABINA BİR İZAH - MİRAÇ DOĞANTEKİN

Bütün renkler bir rüyaymış göremedim aktan gayrı Var’ı varda bulamadım var olmazmış yoktan gayrı İşin aslı şeriatmış tasavvufmuş tarikatmış Hülasa ol hakikatmış yol yok inanmaktan gayrı Başı sonu edep ile ama illa talep ile Aşk ararsan sebep ile bulunmaz ahlaktan gayrı Şiir hayayı aşmakmış kire pasa bulaşmakmış Bazen Arş’a ulaşmakmış yazarım yanmaktan gayrı Daneyi ver muhtacına himmet al er dil tacına Kıl namaz çık miracına gaflet uyanmaktan gayrı Refik gömleğin giyenler görmüş âlem Bir’e döner Ne buldumsa Hâk beraber ne buldumsa Hâk’tan gayrı

YAŞAYAN İNSAN İLMİHALİ - M. CİHAN ALLİŞ

Lise yıllarında ziyaretine gittiğimiz Ali Yurtgezen Hocamızdan delikanlılığın da verdiği bir ateş ile kitap tavsiyesi istemeye yüz bulduk. Azar azar okuyup sayfalarca yazmaya çalışan gençler olarak Ali Hocamızdan Türk-İslam Ülküsü, İdeolocya Örgüsü gibi kalın kalın, taşımakta zorlanacağımız ya da ismini hiç duymadığımız ama duyunca dua sanacağımız türden cilt cilt eserleri tavsiye etmesini bekliyorduk. Diş geçiremeyeceğimizi bildiğimiz kitaplara Genç Osman’ın olmayan bıyıklarına tarağı geçirdiği gibi diş geçirmek istiyorduk. Ancak Hocam gayet kendinden emin ve rahat bir şekilde: “İlmihal okunabilir. Bunun yanında tefsir okumaları da yapılabilir.” Buyurdu. Başka bir yerden duysak kulak ardı edebileceğimiz bu tavsiyeye şaşkınlık ve kırık umutlarla şöyle cevap verdik: “Ömer Nasuhi Bilmen’in Büyük İslam İlmihali ve Elmalılı Tefsiri mi Hocam?” Ali Hocam bunu da tasdikledikten sonra yapacak pek bir şey kalmıyordu. Gençlik hayalleriyle en dip en ulaşılmaz meselelere yöneli...