Sizi biraz daha yakın zamanlara getireyim; bu, Ötüken Yayınevi'ndeki editörlük çalışmalarımızın bir hikâyesidir. Kitap okumak güzel şeydir de bir amatörün çiziktirdiklerini editör sıfatıyla okumak çok sıkıntılıdır. Yazan yahut size sunan kişi, aslında kitabın değerine çoktan inanmıştır da nezaketen yahut övünmüş olmamak için şuna bir bakın bakalım yayımlanmaya değer mi diye dosyayı önünüze koyar. Arada hiçbir hatır gönül olmasa da bu dosyaları, acaba dişe dokunur bir şey bulabilir miyim diye sabrımın başına vura vura okumuşumdur. Hayır, sonuna kadar okuyamadıklarım da vardır; öyle ki rahmetli Galip (Erdem) ağabeyin deyişiyle, silah zoruyla bile okunamazlar. Sezar'ın yakınlarından biri varmış, ölüm döşeğindeyken "Sezar, demiş sana bütün haklarımı helal ettim de o berbat şiirlerini dinlemek zorunda kalışımı bir türlü affedemiyorum!..." Adamın canı ne kadar yanmış anlayın... Güzel bir hikâyeye hatta ümit vadeden bir cümleye rastlamak bile beni heyecanlandırmıştır...