Askerliği ve askerdeki arkadaşını kıymetli bilip beni kitapsız bırakmayan Kırşehirli Mahir Kavun’a ve Yozgatlı Ufuk Türk’e Bozkır, Türklerin kadim yurdu… Bozkırdan göçen Türkler Anadolu coğrafyasında da önce bozkırı yurt edindiler, ilk medreselerini, ilk dergâhlarını bozkıra kurdular. Bozkır o günden bugüne sadece bir coğrafyanın yahut bitki örtüsünün adı değil; insan ilişkilerini, dünyaya bakışı, vatan-millet-din mefhumlarını da içine alan bir kültürel Türk hâl. Yunus Emre’nin, Ahi Evran’ın, Bektaş Veli’nin diz vurup dergâh kurduğu bozkır, bugün aynı ruhu korumaya gayret ediyor. Öyle ki o ruh, sesini ve ahengini Âşık Veysel’de, Neşet Ertaş’ta buluyor bugün. Orta Asya’daki koşuğun yerini türkü, kopuzun yerini bağlama alıyor ve Türk’ün derdi, tasası bozkırda dile gelmeye devam ediyor. Neydi bozkırın derdi? Neşet Ertaş’ın deyişi ile “Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm…” Mustafa Çiftçi “Bozkırda Altmışaltı”da Yozgat özelinde bütün bir bozkırı anlatıyor. Yozgatlı olan ya...