Kaderlerinin aynı olduğu söylense de hikâyeleri birbirine hiç benzemez aslında. Sarp kayalıkların ucunda, uzak dağların eteklerinde açan rengarenk çiçekler gibi hepsinin kokusu, şekli başka başkadır ve hepsinin ayrı bir hikayesi vardır kulak verip dinlediğinizde. Cümlenin maksudu bir amma rivayet muhtelif (Muhibbî) Bazen her şey dost meclislerinde öylesine ağızdan çıkan “bir dergi yayımlayalım” sözleri ile başlar ki ciddi dost meclisleri için, tehlikeli, hatta sihirli bir cümledir bu. Yapalım edelimle biten onlarca mevzu konuşulmuş olsa da bu tür sohbetlerde içinde “dergi” geçen bu cümle, en tehlikelisidir ve mutlaka birilerini ağına düşürür. Tıpkı âşığın, mâşukun her halini kendisine bir sebeb-i ümit sayması ve her sözün neticesini ona bağlaması gibi bundan sonra bütün meclislerde “dergi” kelimesinin büyüsüne kapılmış olan kişi, lafı döndürür dolaştırır ve yine ona getirir sonunda. Öyle ki, artık yalnızca “dergi” toplantıları yapılmaya başlanır bir zaman sonra. Yol açık ...